Dünyada ve Türkiye'de Demir Cevheri üretimi, genellikle açık ocak maden işletmeciliği yöntemi ile yapılmaktadır. Yurdumuzda önemli demir cevheri yataklarının tamamına yakın kısmı, Sivas, Malatya, Kayseri hattında görülmektedir. Ülkemizde 1940'lı yıllardan bu yana demir cevheri üretimi yapılmaktadır. Ancak, cevher yataklarının yer ve rezerv tespitlerinde vazgeçilmez yöntem olan sondaj çalışmalarının yapılabilmesi için gerekli olan bütçe, devletimiz tarafından yeterli ölçüde sağlanamamaktadır. Bu, planlı çalışmaların yapılmayışı, yurdumuzdaki yerli madencilik sektörünün gelişmeyişinin en önemli sebeplerinden biridir.

Bu nedenle, günümüzde ülkemiz yılda yaklaşık 12 milyon ton demir cevheri ihtiyacının yarısından fazlasını ithal etmektedir. Dünyada yaklaşık 50 ülkede üretilen demir cevherinin 800 milyon tonu, parasal büyüklüğü 100 milyar dolar olan uluslararası pazarlarda hareket görmektedir. Ülkemizde başta koklaşabilir kömür, kaliteli linyit, demir cevheri olmak üzere, 2007 yılı maden ithalatı rakamı takriben 2,4 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Yeraltı cevher yataklarının rezervleri ile ilgili, MTA'nın 1940-50'li yıllarda yapmış olduğu birtakım sondaj çalışmalarının haricinde kayda değer hiçbir çalışma bulunmamaktadır.

Yurdumuzda, 2007 yılında toplam 25,8 milyon ton çelik üretiminin 6,4 milyon tonu entegre tesislerden , 19,4 milyon tonu da ark ocaklarından elde edilmiştir. Bu üretim kapasitesi ile ülkemiz, çelik üreten ülkeler içerisinde, 2006 yılında 11. sıraya oturmuştur. Türk demir-çelik sektörü 2011 yılında 20 milyon ton mamul ihraç ederek 16 milyar dolar gelir elde etmeyi planlıyor. Demir –çelik sektöründe 2011 yılında yarı mamul ve nihai mamul ithalatında ise en az yüzde 10 düşüş beklenilmektedir.

2023'te dünya demir-çelik ihracatının iki kat daha artarak 1 trilyon 350 milyar dolara, Türkiye ihracatının ise 55 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedeflenmektedir. Hedefe ulaşmak içinse “Üzerimizdeki suni yüklerin kaldırılması” gerekiyor.”

Başta Cezayir ve Mısır olmak üzere bazı ülkelerin uyguladıkları vergiler nedeniyle ihracatta sıkıntı yaşanmaktadır. Ancak üretimin kalitesiyle bu sorunların aşılması beklenmektedir. Demir-çelik sektörü , sektörün geleceğinden umutludur. Demir-çelik sektörü, üretiminin önemli bir bölümünü ihraç etti. 2008 yılında 19,5 milyar dolar ile toplam Türkiye ihracatının yüzde 15'ini, 2009 yılında 11 milyar dolar ve 2010 yılında ise 12,3 milyar dolar ile ülke ihracatının yüzde 11'ini gerçekleştirdi. Sektör 2010 yılında yassı çelik alanında yaptığı yeni yatırımlarla üretimini yüzde 15,2 artırarak 25,3 milyon tondan 29,1 milyon tona çıkardı ve bu sayede dünya çelik üreticileri arasında 10'uncu sıraya yükselirken, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından ikinci sıradaki yerini korudu. 2015 yılında yassı üretim 14 milyon tona, toplam üretim kapasitesi ise 52 milyon tona ulaşacak. Böylece Türkiye, Brezilya ve Ukrayna’yı geçerek dünyada 8. sırada yer alacak.

Demir cevheri üreticilerinin, ruhsat sahalarında, teknik ve tecrübeli kadrolar eşliğinde, jeolojik ve jeofizik etütlerini tamamlayabilmeleri, gerekli olan sondaj çalışmalarını yaparak, cevher yapısını ve yataklarının rezervlerini tespit edebilmeleri, sorunlu cevher yataklarında çözüm arayışlarına gidebilmeleri, eğer gerekli ise ayrıştırma ve zenginleştirme tesislerini kurabilmeleri ve nihayetinde özet olarak, işletmelerini uzun vadeli planlayabilmeleri adına, iç piyasada tek alıcı olan Erdemir-İsdemir ve Kardemir gruplarının, yerli madencileri, cevher alımı, Ar-Ge, zenginleştirme tesisi projelerinin hazırlanması, etüt ve sondaj yöntemleri ..vs gibi konularda desteklemeleri ve istikrarlı bir şekilde cevher alımı yapmaları gerekmektedir. Ayrıca, cevher ithalatına sınırlandırma getirmekte bir devlet politikası olarak, acil önlem planı içerisinde yer almalıdır.

Firmaların, cevher alım kriterlerinin başında muhakkak ki, makul fiyata, üretim sürekliliği olan, kaliteli cevher almak olacaktır ancak, şunu da biliyoruz ki, ülkemiz adına , varlığı ile gurur duyduğumuz bu kurumların hamurunda ülke madenciliğini kalkındırmak misyonu vardır, dolayısı ile bu kurumlarımız ile yerli madencilerimiz daha etkin çalışmalar yapmalıdırlar. Bu çalışmalar devletimiz tarafından da fonlanıp desteklendiği takdirde, milletimizin girişimci ruhu sayesinde, nasıl ki birçok firmamız, küresel ekonomi içerisinde birer aktör olarak rol alıyorsa, madencilik sektörü de paralel bir gelişim gösterebilecektir. Bu gelişim süreci içerisinde yerli sermayenin ilgisini çekerek, büyüme hızı daha da artacaktır.

Neticede maden ürünleri, katma değeri en yüksek olan ürünlerdir. Yurdumuzun en önemli problemlerinin başında gelen işsizlik ve işsizliğin tetiklediği suçlar kapsamında da bakıldığında, genellikle kırsalda faaliyet gösteren maden işletmelerinin o bölgenin yerel halkı için ne kadar büyük önem arz ettiği göz ardı edilemez. Ülkemizin, madencilik sektörüne yönelik, radikal kararlar içeren bir ulusal strateji tespitine acilen ihtiyacı vardır.
Unutulmamalıdır ki ; yeraltı zenginliklerimiz yeryüzüne çıkarıldığı takdirde bir değer teşkil eder.

Kurtuluş savaşında yekvücut olarak mücadele veren halkımızın refahının devamlılığı, kendi öz kaynaklarına dönüp, katma değerli üretim yapmaktan ve bu ürünlerini tüm dünyaya satmaktan geçmektedir.


Adres
Suçatı Tren İstasyonu
Doğanşehir/MALATYA

İrtibat Büro
1. Organize Sanayı Bölgesi 83104 Nolu Cd. No:12
Başpınar/GAZİANTEP

Telefon : 0 342 337 20 20 pbx
Faks : 0 342 337 20 44
info@martutmadencilik.com.tr
martutmadencilik_muhasebe@hotmail.com

İletişim Formu


Adınız Soyadınız * :
Telefon :
E-Mail * :
Mesajınız * :